Organik tarımda fırsatlar büyük

Tarımsal üretimde organik tarımın payı dünyada giderek artıyor. Türkiye’de organik ürünlerin fiyatlarının yüksek olması tercihleri etkilese de yapılan yatırımlar bu alanın gelecekte ivme kazanacağını gösteriyor.

Elite Naturel Yönetim Kurulu Başkan Vekili ve İcra Kurulu Başkanı Çağrı Eşmekaya, dünyada 1999’da 11 milyon hektar olan toplam organik tarım arazi alanının 2021 yılında 76 milyon hektarın üzerine çıktığını söylüyor. Bu verilere göre organik tarım arazileri toplam tarımsal üretimin 1,6’sını oluşturuyor.

Organik tarımın dünyada tüm zamanların en yüksek seviyesine ulaştığını kaydeden Eşmekaya, tüm bu rakamların organik tarımın gelişime ve fırsatlara ne kadar açık olduğunu gösterdiğini vurguluyor.

Kişi başına düşen tüketim miktarının sürekli arttığını kaydeden Eşmekaya, “Organik tarım son 10 yıl içinde globalde 6 kat, Türkiye’de ise 15 kat büyüdü. Küresel olarak yaklaşık 180 milyar dolar büyüklüğe ulaşan bu pazarın 2030 yılında 860 milyar dolar seviyesine çıkması öngörülüyor” diyor.

Organik üretimde kullanılacak girdilerin fiyatının pahalı olması, organik üretim yapan sektörlerin yaşadığı alt yapı eksikliği, sertifikasyon ve denetim hizmetlerinin yerel üretici için yüksek maliyetli olmasını, bu alanda Türkiye’nin gelişimini engelliyor. Eşmekaya, ülke olarak organik gıda pazarında çok daha aktif bir oyuncu olmamız için yerel üreticiyi daha çok sahiplenmek gerektiğini vurguluyor.

Neden daha pahalı?

Organik ürünlerin konvansiyonel ürünlerden daha pahalı olmasının birçok sebebi bulunuyor. Öncelikli sebepleri arasında organik tarımın üretiminde konvansiyonel üretime kıyasla her aşamasında çok fazla emek gerektiriyor oluşu yer alıyor.

Eşmekaya “Eğer organik bir ürün ortaya çıkarmak istiyorsak toprak alanından başlayarak tohumuna, büyürken kullanılan doğal bitkisel bazlı ilacına hatta tedarikine kadar tüm süreçleri özel sertifikasyon ve analiz süreçleriyle kontrol altında tutmanız gerekiyor. Örneğin; Bir tarlanın organik olabilmesi için 5 yıl boyunca kimyasaldan uzak kalması gerekiyor.

Aynı zamanda çiftçilerin zararlı sera gazlarından uzak bir şekilde bu tarlada tamamen elle toplama yöntemi kullanması da organik ürünler için çok önemli. Tabi tüm bu kontrol mekanizmaları üretici için ekstra maliyet yaratıyor. Konvansiyonel üretime kıyasla organik ürünler daha az bir alanda üretilip, daha niş bir kitleye hitap ettiği için de daha pahalı olabiliyor” diyor.

766 bin hektarda üretim yaptırıyor

Elite Naturel, yaklaşık 8 bin sözleşmeli çiftçi ile toplam 766 bin hektar organik tarım arazisinden yılda yaklaşık 75 bin ton meyve ve sebze tedarik ediyor.

Şirketin hedefleri arasında meyve işleme kapasitesini yüzde 50 oranında artırarak üretim hacmini büyütmek yer alıyor. Buna bağlı olarak yüzde 20 ek istihdam sağlamayı planlıyor. Plantasyon yatırımları da devam eden şirket, toplam 4 bin dönüm alanda 920 bin adet organik meyve fidanı yetiştirmeyi planlıyor.

Şirket ürünlerinin denetlenmesi için üç ayrı uluslararası kontrol kuruluşu ile çalıştıklarını kaydeden Eşmekaya, “Sadece Türkiye standartlarına göre değil Avrupa, Amerika Birleşik Devletleri ve çok zor bir pazar olan Japon, Güney Kore, Kanada ve Çin standartlarına göre de ayrı ayrı denetimden geçiyoruz.

Bu sertifikalar verilmeden önce firma ile ilgili çok ciddi çalışmalar ve araştırmalar yapılıyor. Örneğin; Çin Organik Sertifikasını almak için iki üç aylık bir denetleme sürecinden geçiyorsunuz. Denetimciler tek tek tarlalarımızı gezip numuneler alıyor. Fabrikamızda incelemeler gerçekleştiriyor. Dünyada bu sertifikaya sahip sayılı şirket var, biz de onlardan biriyiz” diyor.

Organik tarım için hangi yol izlenmeli?

Üreticinin izleyeceği yolu Çağrı Eşmekaya şöyle anlatıyor: Bir üreticinin üretimi yapmadan önce şuna karar vermesi gerekir: Küçük bir aile işletmesi olmayı mı, yoksa çok daha fazla ürün üreterek bunları başka kanallarda pazarlamayı mı hedefliyorum?

Bu karardan sonra çiftçinin organik tarım eğitimi alması gerekiyor. Daha sonra organik tarım yapan diğer işletmelerinden organik tarım süreci hakkında deneyim kazanabilir. Tek başına tarlasını dönüştürmesi yeterli değil, eğer çevresinde konvansiyonel tarım yapanlar varsa, tampon bölgeler oluşturmak zorunda.

Daha sonra sertifikasyon süreci başlıyor. Bu aşamada organik tarım yapılacak bölgeye bir kontrolör gönderiyor. Daha sonra iş toprak analizine geliyor, kimyasal, pestisit kalıntı olup olmadığı araştırılıyor. Eğer bir yeraltı su kaynağı varsa ve ürünler bu kaynaktan sulayacaksa ağır metallere karşı su analizi isteniyor. Tüm bu analiz süreçleri tamamlandığında çiftçi tarlasında organik tarım yapabiliyor.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir