Özgür Özel: 160 yıllık geleneği çökertmeye çalışıyor

CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel, TBMM’de düzenlediği basın toplantısında gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu.

“Tayyip Erdoğan ekonomik çevrelere güven vermeyen açıklamalarını maalesef ısrarla sürdürüyor” diyen Özel, “20 Aralık günü 163 milyarlık döviz tevdiat hesabı vardı Türkiye’de ve şu anda da tam o kadar var. Yani yeni üründen dolayı dolarını bozdurup da Türk lirasına geçen kimse yok. Yani dolara güvenip de elbette geçenler vardır ama geçen kadar dolar yaptıran da var ve bankalardaki döviz hesaplarında, kişilere ait döviz hesaplarında anlamlı hiçbir fark yok. Bu, şu demek: Yeni ürünün maksadı eğer dolarizasyonu azaltmaksa, dolardan Türk lirasına geçmekse, bu anlamda hiçbir aşama kayıt etmemiştir” ifadelerini kullandı.

Özel, şunları kaydetti:

“MUCİZEVİ MÜDAHALE YALANI ÇÖKMÜŞTÜR”

“Şapkadan tavşan çıkardık, mucize yarattık, çok kötü giden ekonomiye mucizevi bir müdahale yaptık yalanı çökmüştür. Artık bu yalanın çöktüğünü ve lafla bu peynir gemisinin yürümeyeceğini Recep Tayyip Erdoğan da kabul etti ve dedi ki: ‘Bu konuda halen daha ülkemizde döviz mevduat hesapları oldukça yüksek’. Gelelim Tayyip Erdoğan’ın tüm zamanlardaki karnesine: 2002 yılı krizi dolarizasyon yüzde 58. Erdoğan’ın iktidarını borçlu olduğu kriz günü Türkiye’deki dolarizasyon yüzde 58, bugün yüzde 67. Tarihin en yüksek noktalarındayız. Hiçbir Türkiye Cumhuriyeti hükümeti vatandaşına Türk lirasını bu kadar güvensiz hissettirmemişti.

“TÜRKİYE’Yİ ÇİFT PARALI HALE KİM SOKTU?”

Türkiye’yi çift paralı hale kim soktu? Övündüğünüz otoyollar, övündüğünüz köprüler, övündüğünüz geçitler… Ya 20 yıldır iktidardasın; kim olsa yapacak ama hiç olmazsa bu ülkenin imkanları, kaynaklarıyla yapacakken, sen bunları geçiş garantili… Yani uçak insin-inmesin havaalanı para ödeyeceğim, araç geçsin-geçmesin köprüye, tünele para ödeyeceğim, otoyollara para ödeyeceğim dedin, bu garantileri dövizle verdin.

 “O ZAMAN TAKKE DÜŞER KEL GÖRÜNÜR”

Bundan daha büyük bir güvensizlik, söylemde bundan daha büyük bir özensizlik, yönetimde bundan daha büyük bir beceriksizlik olmaz. Bu şu demek: Türk lirası itibarlı para değil. Esas itibarlı para dolar. Bu Türk lirasına karşı tarih boyunca yapılmış en büyük ihanet, en büyük güvensizlik hareketidir. Kendi ülkesinin ve ekonomisinin felaketi pahasına açgözlülük yapanlara hareket alanı bırakmamakta kararlıymış. Örneğin 20 Aralık gecesi Recep Tayyip Erdoğan konuşmaya başlamadan önce döviz satanlar var. Yani ne demek? Ne konuştuğunu biliyorlar, ne konuşacağını biliyorlar. Zaten hazırlık yapmışlar, bankalar reklam filmleri çekmiş. Recep Tayyip Erdoğan konuşurken güldür güldür güldür arka kapıdan kamu bankaları döviz satıyor eski damadın yöntemleriyle damadın temsilcisi. Damadın ekonominin başına yolladığı özel temsilci, özel kayyımla kamu bankalarından döviz satılıyor ve birileri 18’den satıp, 16’dan alıyor, 16’dan satıp 13’ten alıyor. Bunlarla ilgili bir şey yapılacaksa, o zaman elinde Devlet Denetleme Kurulu var. İki aydır niye oturuyorlar? Hemen Devlet Denetleme Kurulu’nu harekete geçer, kim manipülasyon yapmış çıksın. Nerede senin damadının, bakanlarının, ekonominin üst düzey yönetiminin ve çevresindekilerin yakın çeperinizin hareketleri ortaya çıkar. O zaman takke düşer kel görünür kardeşim. Maskeniz düşer.

“VAR MI CESARETİNİZ?”

Eğer cesaretiniz varsa, biz Meclis’te araştırma önergesi getirdik. Reddettiniz. Tayyip Erdoğan’ın talepleri, yüksek tensipleriyle hadi bakalım bu sefer kabul edelim. Getirelim biz önümüzdeki hafta bunu, cesaretiniz varsa kabul edin. 21 Aralık en uzun gece, 20 Aralık’ta öyledir, aynıdır; 20 Aralık, 21, 22, uzama, kısalma yok. En uzun gece, en karanlık gece. Bir aydınlatalım o gece olanları. Var mı cesaretiniz? Var mı hodri meydan diyecek bir babayiğit? Sayın Nebati; bir WhatsApp’tan yazışın bakalım hızlı hızlı damat beyle, ne diyor? ‘Girin bu işe’ diyebiliyor mu? Ey Recep Tayyip Erdoğan; dik dur eğilme, bu millet seninle. Haydi bakalım dik dur, araştıralım hesapları, eğilme. Ya da sen dik dur, biz hesapların üstüne eğilelim gel. İzin ver, grubun el kaldırsın, 20 Aralık gecesini ve devamındaki 10 günü inceleyelim.

“SENDEN FEDAKARLIK GÖRELİM”

‘Geçtiğimiz yıl sadece milletimize daha uygun fiyatla doğalgaz, elektrik ve akaryakıt vermek için yaptığımız fedakarlığın tutarı 165 milyar liradır’ diyor. Ya ne oldu da doğalgaz, akaryakıt fiyatları bir anda böyle atmosferden çıkan uydu gibi fırladılar. İyi yönetilen ülkede bu olur mu? Zammın tamamını yansıtsan, faturalar zaten ödenemez halde, korkunç boyutlara ulaşacak. Ondan bir miktarlık yapamadığı zam da içine oturmuş fedakarlık ettim diyor. Fedakarlığı asgari ücretine rağmen geçen ayın iki katı elektrik faturası ödeyen, düşük emekli maaşına rağmen geçen ayın yüzde 60 fazlası doğalgaz faturası ödeyen; yoksulluğuna rağmen, soğuğa, karakışa rağmen bu yüksek ısınma giderleri ile baş edemeyip tir tir titreyen vatandaş yapıyor. Sen bir elektrik faturası göster bakalım. Ekmek elden, su gölden sarayda oturuyorsun. Ben bir elektrik faturası gördüm. Senden iki önceki Ahmet Necdet Sezer oğlunun nişanını yaptığı gün, köşkün elektrik faturasını ödemişti. Bir fedakarlık oradan görelim bakalım, yok. Hep beraber ekmek elden su gölden yaşıyorsunuz. Milletin sırtına binmişler, har yiyip harman savuruyorlar, ‘fedakarlık yaptım’ diyor. Bu vatandaşla dalga geçmektir. Dolar 14-15-16-18 liraya gitti. Her gece benzini pahalattılar. Dolar 13 liraya indi, hop kararname çıktı. ‘Farkı vergi olarak alacağım.’ Bu nasıl fedakarlık?

“BÖYLE HESAP OLMAZ”

Saray ve onun memuru TÜİK Başkanı yetim hakkı yemiştir. Bakın Enflasyon Araştırma Grubu var. Bunlar enflasyonu 82,8 olarak hesaplamıştır. TÜİK 36,1. Bu kadar büyük fark, büyük hataları, büyük suiistimalleri, büyük hesap yanlışlarını ortaya koyuyor. Buradan Adalet ve Kalkınma Partisi’ne, TÜİK Başkanına sesleniyoruz: Gelin, Meclis’te Genel Sekreterlik salonu var, yayın imkanları var. Masanın bir tarafında TÜİK Başkanı ve yardımcılarını konuk edelim, masanın diğer yanına ENAG’daki profesör, doçent hocalarımızı, araştırma görevlilerimizi davet edelim. Bağımsız şekilde siyasi partilerin birer ikişer temsilcisinin sorularını bu iki kuruluşun başkanı cevaplasın. TÜİK hesabı nasıl yaptığını anlatsın, ENAG anlatsın. Cesaretleri varsa canlı yayında karşı karşıya getirelim. TÜİK doğru yoldaysa bir daha konuşmayacağız ama sen yüzde 50 vatandaşı kandırıyorsan, bu emekli maaşında, bu memur maaşında, bu devletin ödediği bütün maaşlarda yüzde 50 alacaklıyız, bunun peşine düşeceğiz. Böyle bir hesap olmaz.

“BUNLARIN HEPSİ YERE DÜŞENE TEKME ATAN ZİHNİYET”

Başka bir saray atanmışı Ebubekir Şahin Fox TV’nin ana haber sunucusunun ‘Erdoğan’ın 2022 en parlak yılımız olacak’ ifadeleriyle ilgili haber sunuşuna inceleme başlatmış. Ahlaka aykırı bir şey yoksa, eğer şiddet çağrısı yoksa, eğer nefret söylemi yoksa, genel yayıncılık kuralları dışında bir şey yoksa, karar elinde kumanda bulunan vatandaşındır. Türkiye’nin en çok izlenen haber programına RTÜK’ün Başkanının içerik denetimi yapma hakkı yoktur. Bakın bu RTÜK Başkanının karnesi burada, yandaşlıkta dünya markası. 1 Ocak ile 24 Aralık arasında verilen cezalara bakın. Herhalde Fox TV’nin cumhurbaşkanı hakkında söylediği; A Haber’in Kemal Bey hakkında söylediğinden daha sert değil. Bütün vatandaşın takdirine söylüyorum ama eşit olduğunu düşünsek. Halk TV’ye 23, TELE-1’e 21, Fox’a 15, KRT’ye 8, Habertürk’e 4 ceza; toplam 71 ceza… Bak bu tarafta da ceza yok; A Haber, Ülke TV, Kanal 7, TV-Net CNN Türk sıfır… 71’e sıfır, tablo bu. RTÜK Başkanı ona buna karne vereceğine, kendi karnesine baksın. Yandaş olunur da, sahibinin sesi olunur da, sarayın giyotini, kılıcı olunur da bu kadar mı olunur? Birazcık utanmak, sıkılmak olur. Hiç olmazsa göstermelik birer ikişer tane ceza olur, uyarı olur. 71’e sıfır olur mu kardeşim, işte burada ya. Bu gerçekten Türkiye’nin geldiği tablodur. Soma’daki madenciyi yerde tekmeleyen Yusuf Yerkel ile saray bürokrasisinin, RTÜK Başkanının, TÜİK Başkanının, AK Parti’nin Grup Başkanvekili Emin Akbaşoğlu’nun hiçbir farkı yoktur. Bunların hepsi yere düşene tekme atan zihniyettir. Bunların hepsi garibanın, yoksulun ümidini tüketmek, zenginin ve bugünkü düzeni sürdürenlerin bu baskısını devam ettirmek için var olan anlayışın devamlarıdır, anlayıştır bunlar.

“160 YILLIK GELENEĞİ ÇÖKERTİYORLAR”

Boğaziçi Üniversitesi kayyum Rektörü Naci İnci, Eğitim Fakültesi, Fen Edebiyat Fakültesi, İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi dekanlarını görevden aldı. Kendisine dikensiz gül bahçesi yaratacak. Boğaziçi’nin geleneklerini altüst ettiler. Ülkenin yüz akı bir üniversiteyi dünyaya rezil etti, marka değerini düşürdü. Öğrencilerin yıllardır girmek için dirsek çürüttükleri bir üniversiteyi, tercih edilmeyen, burun kıvrılan, çocuğunun oraya gitmesinden endişe duyulan bir üniversite haline getirdi. 160 yıllık geleneği çökertmeye çalışıyor.

“FAİZLERİN DÜŞÜŞÜ GELEBİLECEK SANDIKLA MÜMKÜN”

Politika faizinin sabit tutulması, bütün ekonomistlerin artık yolun sonuna gelindiği, buradan sonra yapılacak bir faiz düşüşünün çılgınlık olacağı ve bunun yapılamayacağı ile ilgili dünden beri söylediklerini doğrulamış noktadadır. Tayyip Erdoğan bugüne kadar doğru söylüyorsa, neden faiz baronları karşısında eğilmiş? Hadi indirseydi faizi ama doğru değildi. Tayyip Erdoğan ve kötü ekonomi yönetimi sebep, faiz sonuçtur. Faizin Tayyip Erdoğan’ın bütün inat ve ısrarına rağmen indirilemez son noktaya gelmesi, vatandaşın da bıçağın kemiğe dayanması aynı yere işaret etmektedir. Faizlerin düşüşü, doların düşüşü, vatandaşın yüzünün gülüşü gelebilecek bir sandıkla mümkündür. Tayyip Erdoğan ve bu ekonomi yönetimi durdukça yüzün gülmesi de, faizin düşmesi de mümkün değildir.”